Himalaya Tuzu Nedir? Faydaları Nelerdir? Himalaya Tuz Lambası

Himalaya Tuzu Nedir? Faydaları Nelerdir? Himalaya Tuz Lambası

Dünyadaki tüm antik kültürlerde doğal tuz çok değerlidir. Tuz; kutsal anlamına gelen “kelt” kelimesinden gelmektedir. Sümer kültürünün mitoloji tanrıları ve hükümdarları için; “tuz tarafından kutsanmıştır” inanışı mevcuttur. Mısır, Yunan ve Roma kültürlerinde pişmiş yiyeceklerde kullanıldığı gibi; ilahi bir hediye olarak da kabul edilir ve dini törenlerde sıklıkla kullanılırdı.

Romalılar tarafından çok kıymetli olan tuz, dönem dönem para yerine kullanılmış; hatta bir dönem askerlerin maaşı tuz ile ödenmiştir. Tuz tüm coğrafyalarda o kadar büyük bir öneme sahiptir ki Çinlilerin, Phelo isimli tuz tanrısı bile vardır. Eski çağlarda gıdaları korumak için tuzdan başka hiçbir seçeneği olmayan insanoğlu için tuz; sudan sonraki en stratejik ürün olmuştur. Tuz kaynakları sebebiyle ülkeler fethedilmiş birçok insan öldürülmüştür.

Günümüze gelince, neredeyse insanlık tarihi kadar eski olan tuz, bugün modern çağın “rafinasyon” denilen işlemleriyle bir zehir olmuştur. Yeni doğmuş bir buzağıya üç hafta boyunca rafine süt vermeniz sonucunda buzağının öleceğini biliyor muydunuz? Bir başka araştırmada, rafine ürünlerle beslenen farelerde kanser, artrit ve yamyamlık gibi anormal davranışlar gelişmiştir.

Himalaya Tuzu Faydalı Mı?

Himalaya tuzu, rafine tuz gibi kan basıncını artırıp, böbrekler üzerinde baskı oluşturmaz. 21. Yüzyılın en önemli keşiflerinden olan doğal tuzun yeniden keşfi sayesinde Himalaya tuzu dünyanın en kıymetli tuzu sayılmaktadır. Himalaya tuzu tarım yapılmayan, zirai kirlilik ve teknolojinin olmadığı kaynaklardan çıkarıldığı için dünyanın en saf ve temiz tuzu sayılmakta, 260 milyon yıllık oluşumu sayesinde insan vücudunda bulunan 84 çeşit mineralin; 72 çeşidi sağlıklı bir beslenme için olmazsa olmaz nitelikte olup, bu kıymetli 72 mineralin tamamını içerdiğinden; özellikle kemik erimesine ve mineral eksikliğine bağlı hastalıkların tamamına karşı çok olumlu etkileri olduğu gibi, büyüme çağındaki çocukların gelişimine de katkıda bulunmaktadır. Himalaya tuzu doğal yapısı sayesinde vücutta ödemi engellemekte ve selülite karşı savaş vermektedir.

Pembe Himalaya Tuzunda Bulunan Mineraller ve Yararları

Sodyum: Yaşam için kesinlikle gereklidir. Vücudumuzdaki suyu düzenlemekte ve çeşitli dokulardaki hidrasyonu koruduğu bilinmektedir. Renin gibi hormonlar, kan ve diğer vücut sıvıları aldosteron ve angiorensin konsantrasyonunu sodyum düzenler. Belli miktarda sodyum tüketmezsek, hatta büyük miktarda su tüketsek dahi hücresel düzeyde su kaybını engelleyemeyiz. Burada önemli olan sodyum tipidir. Sodyum ile aktive olan enzimler; sinirlerin ve kasların fonksiyonel işlevlerini, aldıkları sodyum miktarına bağlıdır. Vücudumuzdaki kanımız ve birçok organımızın, asit ve alkali dengesini sodyum sağlamaktadır. Tükettiğimiz sodyum kemiklerde depolanır. Sağlıklı kemikler için sodyum gereklidir. Yapılan bir araştırma; az gelişmiş ve rafine edilmemiş tuz tüketen toplumlarda, gelişmiş ve rafine tuz kullanan topluluklara göre kemik erimesi durumunun çok daha az olduğunu göstermektedir.

Magnezyum: Kalp fonksiyonlarını düzenlemesinin yanı sıra tüm kaslar için çok önemlidir. Magnezyum eksikliği kabızlığa yol açabilir. Yetersiz magnezyum tüketimi, vücutta artan adrenalin üretimi ile stres oluşumuna neden olmaktadır. Diyetisyenlerin yoğun stres altında olan kişilere magnezyum takviyesi verdiği bilinmektedir. Bu uygulamadaki amaç depresyon semptomlarını önlemeye yardımcı olmaktır. Yoğun stres altında olan insanların içeriğindeki magnezyum yüzünden çikolataya aşerdikleri, bu konudaki en önemli delildir.

Potasyum: Hücreleri alkalize eder. En iyi asit-baz dengeleyiciler bile kanımızda potasyum eksikliğinde iş göremezler. Rafine tuz; taze, çiğ meyve ve sebze, et ve peynirdeki doğal potasyumu bloke eder ve bu yüzden potasyum eksikliğine, bunun beraberinde; kalp hastalığı, kronik yorgunluk sendromu, konsantrasyon ve uyku bozukluklarına sebep olur. Yüksek kaliteli taze meyve ve sebzelerde ve pembe Himalaya tuzunda bolca bulunan potasyum, hücreleri canlandırır ve zihni arındırır. Birçok uzman sağlıklı beslenme adına yazdıkları diyet reçetelerinde vitaminleri birinci planda tutup, mineralleri ikinci plana atarak ciddi hata yapmaktadır.

Kalsiyum: Kemik, kıkırdak oluşumunu destekler ve kasları rahatlatır. Yeterli miktarda kalsiyum, vücuda elektrik enerjisinin akışı için çok önemlidir. Kalsiyumun alkali formu, hücreleri ve çevresinde fosfat ile birleşir. İyonik kalsiyum, diğer besinleri hücre içine geçirmek için en önemli ulaşım aracıdır. Sırf kalsiyum almaktansa kaliteli kalsiyum almak çok daha önemlidir. Kalsiyum eksikliği birçok insanla görülmekle beraber, birçok insanın takviye olarak kalsiyum aldığı da bilinmektedir. Kaliteli süt, et ürünleri ve pembe Himalaya tuzu vücudun kalsiyum kayıplarını karşılayabilir.

Bor: Beslenme bilimi tarafından uzun bir süre için gözden kaçan bor, son yıllarda birçok araştırmanın odak noktası olmuştur. Uzmanlar tarafından günlük bor tüketimi konusunda ortak bir mutabakat olmasa da, bir kişinin günde 4-5 mg bor almasının yeterli olmadığı tahmin edilmektedir. Vücudumuz için kalsiyum ve magnezyum kullanımı çok önemlidir. Vücudumuzda yeterince bor olmasa kalsiyum, magnezyum ve D vitamini işe yaramaz. D vitamini, güneş ışığının bir kolesterol türevi emilimi yoluyla yapılmış olmasına rağmen, daha sonra karaciğer ve böbrekte daha güçlü formlara dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu dönüşümler için bor gereklidir. Çoğu kemik erimesi hastasında; vitamin D yüksek miktarda var olsa da, hastalığının devam etmesi vücutta bor eksikliğinin açık bir göstergesidir. Yeterince bor alabilmemiz için taze sebze, meyveler tüketip, rafine tuz da dahil olmak üzere rafine ürünlerden uzak durmamız gerekir.

Çinko: Vücuttaki enzimlerin fonksiyonu ve hormon dengesi açısından en önemli mineraldir. Çinkonun etki ettiği hormonları sıralamaya kalkarsak; seks hormonları, timus hormonları, insülin ve büyüme hormonu olarak sıralanabilir. Ciddi bir çinko eksikliği nadir olmakla birlikte, sanayileşmiş ülkelerdeki pek çok insan; kronik ve düşük dereceli çinko eksikliği yaşamaktadır. Özellikle fındık ve yağlı tohumlar fazla miktarda çinko içermektedir. Zaman zaman bu tür gıdalarda fitik asit içeriği nedeniyle çinkonun emilebilir olmadığı söylentileri yayılsa da bu söylentilerin aslı yoktur. Yeteri kadar çinko alımını garanti altına almak için pembe Himalaya tuzu kullanmak seçeneklerden biridir.

Manganez: Araştırmacılar, manganez eksikliğinin çocuklarda büyümeye ve engelli doğumlara sebep olduğunu 1931 yılında tespit etmişlerdir. Manganez eksikliği iç kulak nedeniyle denge kayıplarına sebep olabilir. Çocuklarda yetersiz gelişmenin; düşük seviyedeki manganez ile ilgili olabildiği düşünülmektedir. Osteoporoz ve diş çürüğü de düşük mangan kaynağı ile ilgilidir. Eğer yeterli miktarlarda manganez tüketilirse, kırık kemikler daha çabuk iyileşir, alerji azalır ve artrit daha etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Manganezin bir diğer önemli yönü de, enzim SOD rolünü üstlenmesidir. İnsan vücudu içinde en güçlü antioksidanlarda; SOD düzgün işleyişi ile, hücreleri serbest radikal hasarından ve inflamasyondan korumaktadır. Manganez; kabuklu yemişler, tohumlar ve yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda bulunmaktadır. Pembe himalaya tuzu ve diğer rafine edilmemiş tuzlar da manganez içerir.

Bakır: Enzimlerin ve bağışıklık hücrelerinin önemli bir parçasıdır ve uygun demir emilimi için gereklidir. Yeteri kadar bakır alınılmadığı zaman fonksiyonel demir eksikliği baş gösterebilir. Bakır ıysyl oksidaz, bağ dokusu ve kıkırdak oluşumunu sağlayan enzim fonksiyonu için de gereklidir. Bakır kaynağı olarak pembe Himalaya tuzu tüketebiliriz.

Demir: Pek çok enzim için hayati bir bileşendir. Hastalıklara karşı vücut direnci arttırır; yorgunluğu azaltır. Kırmızı kan hücrelerine oksijen taşınmasını sağlar. Demir eksikliği; anemi, konsantrasyon eksikliği, zayıf saçlar, halsizlik, kırılgan kemikler, sinirlilik, şişmanlık, azalan fiziksel kapasite ve azalan bağışıklık fonksiyonlarına sebep olur. Pembe Himalaya tuzu yüksek oranda demir içermektedir. Hatta pembemsi rengini; içerdiği demirden almaktadır. Tükettiğimiz gıdalardan yeterince demir alamamamız durumunda pembe Himalaya tuzu iyi bir kaynaktır.

Selenyum: Serbest radikal hasarlarına karşı hücre zarını korur. Sayısız hayati vücut fonksiyonlarımız yeterli selenyum alımına bağlı olmakla birlikte olup, katarakt selenyum eksikliğine bağlanabilir. Amerika Birleşik Devletleri’nde dört milyonun üzerinde kişi, serbest radikal hasarının bir belirtisi olarak katarakt hastasıdır. Glutatyon peroksidaz enzimi gözlerimizi serbest radikal hasarına karşı korumakla sorumlu olduğundan, yeterli selenyum kataraktı önlemek için çok önemlidir. Yapılan bazı araştırmalarda; sağlıklı olan gözlere oranla, katarakt olan gözlerde 6-7 kat daha fazla selenyum eksikliği tespit edilmiştir. Ayrıca selenyum immün sisteminin güçlendirilmesine katkıda bulunur ve kanserden korunmada etkilidir. Pembe Himalaya tuzu selenyum içermektedir.

Krom: Glikoz Tolerans Faktörü insülin kan şekeri düzeylerini dengeleyici işlevi yürütmek için gerekli olan aktif maddedir. Krom eksikliği rafine gıdaların çok tüketilmesi nedeniyle gelişmiş ülkelerde yaygındır. Düşük fiziksel ve zihinsel enerji, sinirlilik, kronik yorgunluk sendromu ve hipoglisemi gibi rahatsızlıklar yetersiz miktarda alınan kroma bağlanabilir. Krom takviyesi, pek çok insan için mükemmel sonuçlar vermiştir ve uzun yıllardır başarıyla kullanılmaktadır.

Kısaca özetlemek gerekirse; astım, alerji, ödem, şeker, yüksek tansiyon, kabızlık, damar sertliği, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, kemik erimesi, romatizma, egzama, sedef, gut, akne, mantar, obezite, mineral eksikliğine bağlı kozmetik sorunlar vs. için hayatımızda hiçbir değişiklik yapmadan sadece tükettiğimiz tuzu değiştirerek, yukarıda saydığımız birçok sıkıntıdan kurtulabilirsiniz.

Cilt sorunlarında banyo tuzuna katarak kullandığınız Himalaya tuzu ile ayak banyosu ile ayak ağrılarından kurtulacağınız gibi, mantar, pişik, kaşıntı ve ayak kokusundan da kurtulursunuz. Himalaya tuzundan yapılmış sabun şeklindeki tuzlar özellikle kurdeşen ve sebebi belli olmayan cilt döküntülerinde, alerjilerde çok kısa sürede etki göstermektedir. Bu tuz kalıpları aynı zamanda nasırlar için çok etkili bir yumuşatıcı olup; el, ayak güzelliği için; peeling amaçlı da kullanılabilir.

Himalaya Tuzu Nasıl Kullanılır?

Himalaya tuzu tüketirken rafine tuz ile aynı miktarda tüketilip; yemekleri tuzlandırma özelliği birbirine oldukça yakındır ve diğer tuzlara oranla da oldukça lezzetlidir. Himalaya tuzunu sofranızda tüketirken, tuzun molekül yapısının zarar görmemesi adına %75 içme suyu %25 Himalaya tuzu ile eriyik yaparak kullanılması tavsiye edilmektedir. Himalaya tuzu rafine sodyum klorür gibi ateş üzerindeki yemeklere katılmamalı ya da yemekler ılımaya yakınken ince tuz kullanılmalıdır. Ayrıca evde hazırlanan turşu, zeytin, salamura ürünlerde muhakkak Himalaya tuzu kullanılması önerilir.

Plaka halindeki Himalaya tuzu üzerinde yapılan ızgaralar, sağlık açısından büyük önem taşımaktadır. Tuzun ısıyı çok iyi muhafaza edip, özellikle sağlığımız için son derece zararlı olan kömür ateşinden uzak tutar. Standart ısı ile gıdaların her yanının eşit pişmesini sağlayıp, pişirilen yemeklerin suyunun ve yağının yiyecekte kalması sebebiyle besin değerleri ve lezzet bakımından müthiş neticeler ortaya çıkartır.

Himalaya Tuz Lambası

Himalaya tuz lambaları; yeni tanımış olsak da hayatımıza çok hızlı bir şekilde giren, kullanımı her geçen gün artan kıymetli bir doğal üründür. Antalya ilimizin, Alanya ilçesinde yer alan, karstik, milyonlarca sene önce meydana geldiği tahmin edilen mağaranın kireçtaşı ve mermer duvarlarındaki çatlaklar, deniz dalgalarıyla yüzey sularının aşındırması neticesinde olmuştur. Mağaranın için sarkıt ve dikitlerle kaplıdır. Yaklaşık 200 metrekarelik bir alana sahip olan bu mağara; yıllardır astım hastalarının uğrak yeri olmuştur. Havasındaki mineral zenginliği bu mağaramıza ayrı bir değer katmıştır. Yakın tarihte astım, bronşit, alerji, saman nezlesi gibi birçok hastalığı tedavi etmek adına tuz odaları yapılmış olsa da bizler bu tedavi metodunu Damlataş Mağarası ile 1940’lı yıllarda keşfetmişiz. Mağarayı gezen astım hastalarında rahatlama hissedilmiş ve bu durum duyulduğunda ise en yakın civardaki astım hastası insanlar, mağaraya akın ederek mağarada uzun süre geçirmeye başlamışlardır. Öyle ki bir dönem mağarada izdiham yaşanmıştır. Bu durumun açıklaması olarak; mağaradaki minerallerin havadaki pozitif iyonları negatif iyona dönüştürmesi düşüncesi kabul görmüştür.

Himalaya tuz lambaları da aynı mantıkla iş görmektedir. Isının tuz kütlesi, tıpki bir iyonizer gibi çalışıp havadaki pozitif iyonları negatif iyonlara dönüştürür. Hem de pahalı hava temizleyicilere ve onların filtre gibi pahalı malzemelerine inat yaparcasına… Bulunduğumuz odada yakacağımız Himalaya tuz lambası, iyonizer gibi iş görerek solunulan havanın kalitesini arttırdığı için; özellikle astım hastaları ve nefes darlığı çekenler başta olmak üzere, bronşit, saman nezlesi, alerjik rahatsızlıklarda son derece ciddi rahatlama sağlamakta, uyku kalitesini arttırmakta ve depresif bozukluklarda da kısmen de olsa rahatlama sağlamaktadır. Ayrıca bir takipçimizin, kendisinin astım hastası olması sebebiyle almış olduğu Himalaya tuz lambasını, odasında yaktığı süre içinde yüksek tansiyon hastası olan annesinin tansiyonunun hiç yükselmediğini ve belli seviyede sağlıklı ve sabit kaldığını tespit ettiği durum; Himalaya tuz lambasının işlevselliğini önemli ölçüde açığa kavuşturmaktadır.

Himalaya tuz lambası bulunduğu ortamda negatif iyonları arttırdığından bahsetmiştik bazı araştırmalar negatif iyonların çok olduğu ortamlarda zararlı bakteri ve virüslerin yaşama şansının olmadığından bahsetmektedir. Himalaya tuz lambasının her ne kadar radyasyon emici özelliğinden bahsedilse de bu konuda herhangi bir kanıt söz konusu değildir.

Sağlıklı Bireyler yayın hayatına Ocak 2019 tarihinde başlamıştır. Kurulduğu tarihten itibaren takipçilerine güvenilir ve anlaşılabilir bilgi sunmayı hedeflemektedir. Sahip olduğu uzman kadrosuyla güzellik, sağlık ve diyet konularında faydalı içerikler sunmaktadır.
Bunlar da ilginizi çekebilir
Benzer yazıları okuyabilirsiniz.
0 Yorum
Yorumları okuyabilir ve cevaplayabilirsiniz.

Yorum Yazın
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlendi.